Mehmet Saatçi
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. BELGESEL
  4. ALLAH AFFETSİN, BEN PARAYLA SAADET OLACAĞINA İNANIYORUM…

ALLAH AFFETSİN, BEN PARAYLA SAADET OLACAĞINA İNANIYORUM…

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Orucu asgari ücretlinin ve fakirlerin tutup, Bayram tatilini kamu çalışanları ve zenginin yaptığı bir bayram daha geçti. Kurban bayramına görüşmek üzere.

Bazen aklıma Uhud dağında yaşananlar geliyor, çıkamıyorum işin içinden. Sorarım sizlere;

-Okçular tepesini terk eden sahabeler kimdi?

Tabi kimseden cevap alamayacağımı iyi biliyorum.

Alimlerden biri de muhibban’larına sormuş;

-Okçular tepesini terk eden sahabeler kimdi?

Muhibban’ları mahçup bir şekilde;

“Bilmiyoruz hocam” demişler.

İşte o an her birimizin beynini, kalbini titretmesi gereken şu kelamlar dökülmüş dilinden..

“Okçular tepesini terk eden sahabeler kimdi?
İnanın bunu ben de bilmiyorum…
Aslında hiç kimse bilmiyor.
Bu asla İslam tarihinde de yazmaz..
Hatta o okçular kimdi öz çocukları da bilmez, eşleri de bilmez.
Çünkü Ashab-ı Kiram kimseye söylememiş, saklamış.
Ağızlarından bu konu hakkında hiçbir şey çıkmamış.

Hatta ve hatta yıllar sonra Cemel, Sıffın gibi hadiselerde birbirlerine ters düştükleri vakitlerde bile;

“Sen zaten Uhud’da da tepeyi terketmiştin!” dememişler…
Orada dahi birbirlerini hataları ile vurmamışlar.
Bu nasıl güzel bir ahlak böyle…

Bizler Uhud’un aslında bir yenilgi değil zafer olduğunu yeni anladık…”

Birbiri hakkında konuşmak için en ufak bir fırsatı kaçırmayan, hatta “amaan olanı söylüyorum, benim niyetim temiz” diye nefsini aldatıp ağzından akan kardeşinin ölü etinin kanlarını temizleyeceği en ufak bir fırsatı kaçırmayan bizlerin buradan alacağı çok ders var; Vesselam.

Garip bir muhalefet var bu ülkede, hastalıktan bile nemalanmaya çalışan bir muhalafet.
Ama her seferinde yine ondan medet ummayı da ihmal etmezler. Düşünsenize bir siyasi parti liderisiniz, size oy veren %12, muhalafet eden %80, icraat bekleyen ise %98’lik kesim.

Bayrak iner, nerdesin Devlet BAHÇELİ !
“TC” kalkar, geri getir Devlet BAHÇELİ !
“Ne mutlu Türk’üm diyene” yazıları silindi, geri yazdır Devlet BAHÇELİ !
Andımız okunmuyor okut Devlet BAHÇELİ !
Koalisyon kurmazsın, kaçtı derler,
İttifak yaparsın, Teslim oldu derler !
Ama Sandıkta sana OY yok Devlet BAHÇELİ !
Neyse benim görüşlerim beni bağlar, gerisi yalan ağlar.

Öğretmen öğrencisine sorar; Benim sağ kolumdaki düğmelerden üçü yok, sol ayakkabının bağı yok ve gözümün bir tarafında kırığım var. Ben kaç yaşındayım?

Öğrenci: Efenim 50 yaşındasınız.

-“Sen bunu nasıl anladın” diye sorar öğretmen, öğrencisine!

-Öğrenci cevap verir; Çok kolay örtmenim, bizim mahallede bir Orhan amca var, 25 yaşında ve yarı deli!

Bilmem bilir misiniz; Fars mitolojisinde “Butimar kuşu” deniz suyu içerek beslenir. Lakin her gün denize nazır bir dala konar, ‘eğer içersem acaba deniz kurur mu’ diye düşünür durur. Böylece bir yudum dahi içmeye kıyamaz. Yıllar geçer, bu korku ile ömrünü tüketir ve o dalda ruhunu usulca teslim eder. Derdi suyun tükenmesi ile aç kalmak değildir. Denizin yok olmasından korkar. Çünkü o çok güzeldir. Manolya çiçekleri gibi dokunsa kuruyacak zanneder. Ona dokunamaz, kıyamaz; bir güzel için ömrünü feda eder.

Kıssa-ı niguyı Butimar’da Esat Paşa durumu izah etmiş aslında; “Sevdiğinden sonraya kalmak dilermiş, nefs-i bed”.
Mitoloji demişken aklıma geldi, aramızda kalsın Fars mitolojisinde insana uyuşukluk ve tembellik getiren Buyasta isimli cin varmış. Olayı şimdi çözdüm, bizim bir hocaya gitmemiz lazım. Sağdan sola,soldan sağa,yukardan aşşağıya donatan abla vardı ya! O ablayı tanıyan varsa numarasını yollar mı, beni bir donatsın! Hatta meydanlarda sadece biz çalışırken, kendileri lay lay lom da olan ittifakçılarımızı da bir donatsın. Alışkın onlar donatılmaya.

Neyse sözün özü şu; Teşkilatçılık bilmiyorsanız bilenlere, yapamıyorsanız yapanlara, yönetemiyorsanız yönetenlere bırakacaksınız. O onun adamı, bu şunun adamı, öbürüsü şunun adamı, berikisi bunun adamı dediğiniz sürece bu basiretsizlik büyür gider. Makama adam bulmak mı, adama makam uydurmak mı? Bilmem anlatabildim mi?

İşler nasıl diye soruyorlar, iyi hatta çok iyi. Kendimize vakit ayırıp saatlerce uyuyabiliyoruz, yani o kadar iyi işte.

Bu arada zaten şaka gibi bir hayatımız var, Allah’tan kimse 1 Nisan şakası yapmadı, aksi taktirde ağzına kürekle vururdum. He vallahi hiç üşenmez bir ruh halindeyim emin olun.

Düşünüyorum da şimdi mi daha fakirim, önce mi daha fakirdim kestiremiyorum. Şimdi cebimde 100 lira para yok ama kafam rahat. Millet yaygara yapıyor; yok dolar indi, euro çıktı, borsa uçtu, ons bana girdi. Benim hiç umrumda bile değil. İsterse dolar 500 lira olsun, yok ki!

Rahmetli Oğuz Atay’ın Tehlikeli Oyunlar kitabında güzel bir sözü var; “Bir gün beni fark ettiğinde, beni fark etmenin artık benim için fark etmeyeceğini fark edeceksin” diyor. Umarım hepimiz fark ederken fark edilebilenlerdeninizdir…

Ne oldu bahar da gelmedi hem, soğuk yine. Reis bir kararname ile Büyükşehirleri şaakkk diye küçük şehir yap, bir kararname çıkartarak şaakkk diye Küçükşehirleri Büyükşehir yap bir kararname ile şaaakkk başkenti al Ankara’dan Konya yap bırak sonra onlar düşünsün kuzum…

Ne kadar ilginç değil mi 2 Nisan için boykot çağırısı yapan muhalefet nedense akaryakıt 6 liradan 50 liraya ulaşana kadar sesini çıkartmadı. Keşke o zamanlar haftalarca sadece zorunlu ihtiyaçlarımızı almak gibi boykota kalkışsaydık.

Konuyu muhalafet bildiğin zincir kahve markası savaşına taşıdı.

O yetmezmiş gibi akaryakıt uçuşa geçtiğinde, biz hep 50 liralık alıyoruz, oy verenler düşünsün gibi saçma tavırlara giriyordu. Ne değişti bugün boykot ve sokağa çağrı yapıyorsunuz? Ne yani senin hırsızın çok hırsız, benim hırsızım az hırsız yarışına mı girdiniz? Evet görüyoruz ki halk yine kimsenin umurunda değil…

Düşünsenize sabah bir uyanıyorsunuz her şey rüyaymış. Chp’nin başına Yıldız Tilbe geçmiş. Mermi 0,50 kuruş, silah ruhsat harçları kaldırılmış. Hayaller güzel, bizde hayallerimiz kadar güzeliz.

En çok da Urfalı Şhrek ve Karadenizli Fiona güzeller.

La neden veterinerler vejetaryen değil, insan hastasını yer mi? Hiç etik değil kuzum. Ya bu arada çok merak ediyorum; rüyanın ortasında uyandığımız zaman rüyamızdaki insanlar “anaa, adam kayboldu gitti lan” diye şaşırıyorlar mıdır? Gerçi bende biliyordum o geminin gelmeyeceğini ama olsundu mevzu gemi değildi zaten, beklemeyi sevmiştimdi…

Ha bu arada aramızda kalsın Hitler’in neden intihar ettiğini son doğalgaz faturalarını görünce anladım.

Geçen Kan tahlili vermiştim. E-nabızdan baktım, sonra sonuçları Google’da araştırdım. Böbrek yetmezliği, bel fıtığı, tüberküloz ve basur sonucuna vardım. Doktoru aradım. “Tahlillerin temiz, bomba gibisin” dedi.

6 yıl boşuna okuyorlar demek ki…

Bu ödülü kutup ayıları adına alıyorum ve çok yalnızlık çeken fok balıklarına armağan ediyorum. Evet itiraf ederim ki dolandırıcı yeğenlerim sayesinde burdayım, beni onlar deli etti. İyi ki varlar. Neyse sözlerime burda son verirken unutmayalım ki; New York New York’tur, Tokyo Tokyo’dur, Suudi Arabistan Suudi Arabistan’dır, Rusya Moskova Moskova’dır, Antalya Antalya’dır, Mersin Mersin’dir abicim. Kimse kimsenin canını yakamaz. Yönetim var ya… Uçak motoruyla cebine girmeye ne hakkın var? Ebe gumeleciye bu bu böyle değil, gübeciden gübeliycen sen aynı şey değil abi müzik aletlerine kadar fırlatıyorsun. Doğru da değil abi benim bi suçum yok, olsa dükkan senin. Sen anlamıyosun.

Just some wise words, read it and nothing will be the same again…

Allah affetsin ben parayla saadet olacağına inanıyorum. Mesela şimdi ucuz pahalı bakmadan şaakk diye bir yurt dışı bileti alıp gitsek ne olur? Parayla saadet olmuş olur. Parayla oluyo yani bu saadet olayı, sizi kandırmalarına izin vermeyin.

Yarın akşam teknede mangal partisi vereceğim. Gelmek isteyen etleri, mangalı ve tekneyi ayarlasın. Denizi ben hallederim…

Allah’ım senin rızan için oruç tuttum, sana inandım, sana sığındım. Senin rızkın ile orucumu açtım, hamd olsun verdiğin nimetlere, sağlık ve afiyete. Bu arada sağ olsun Nihat’ta çok yardımcı oldu da Ramazan ayımızı kazasız belasız atlattık.

Karnım doyunca aklıma Kahraman Tazeoğlu’nun çok güzel bir sözü geldi “risk al başarırsan mutlu olursun başaramazsan büyürsün”

Neyse İslam hiç değişmedi aslında, Ebu Cehil döneminde ki gibiydi. Değiştiğine inanlar ya kabul etmeyenlerdi yada vicdan mastürbasyoncusu islamcı görünenlerdi.

“Evvelü nâs evvelü’n-nâs”

‎(İlk unutan ilk insandır)

‎Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma. Dualarımızı kabul eyle…

İslam ne diyanetin saçmalıkları, ne de islam düşmanlarının oyuncağı olamaz. Küfr ile davamız vardır. O vakit “Ümmet-i Muhammed’den olan sancak dibine Cem olsun” Güven ve itimadımız Sanadır ey Celâl sahibi Rabbim,
Hâl-i pürmelâlimizi ve maksudumuzu Sen bilirsin;
O şer düşünenleri her işlerinde hüsrana uğrat,
Sen dilersen onları bir an önce mahvedersin.
Kutup ve bütün ebdâl kulların hürmetine,
Ricâlü’l-gayb yanındaki korunan sur,
Ve kahreden isimlerin hürmetine,
Rabbim, Sen de silleni bu ıslah olmayan zalimlere vur.

Direnin ey insanlar, hatta direnirken de gülümsemeyi bırakmayın. Saygı ve hürmetle büyük küçük demeden alayınızın ellerinden öperim…

Evet unutmadan; Cesaret Bulaşıcıdır…

ALLAH AFFETSİN, BEN PARAYLA SAADET OLACAĞINA İNANIYORUM…
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2 Yorum

  1. 2 Nisan 2025, 15:10
  2. 2 Nisan 2025, 00:16

    Kalemine,yüreğine sağlık kardeşim.