Fatmir TÜRKKAN
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Çevre
  4. GSM VE İNTERNET FATURALARINDA ‘GİZLİ’ OYUN BÜYÜYOR!

GSM VE İNTERNET FATURALARINDA ‘GİZLİ’ OYUN BÜYÜYOR!

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

 

Türkiye’deki GSM operatörleri ve internet sağlayıcılarının tüketicileri nasıl bir labirente soktuğunu çarpıcı bir dille gözler önüne seriyor. TÜRKKAN’ın iddiası, adeta bir buzdağının görünen yüzü. Zira, bu firmaların aylık faturaları 30-31 gün yerine inatla 28 gün üzerinden hesaplaması yetmezmiş gibi, tüketicinin aklını karıştıran başka “oyunlar” da sahneleniyor.

Yedi Sayfalık Karınca Duası ve Anlaşılmaz Tahütnameler…

Şimdi bir de işin o karanlık yüzüne, GSM şirketleri ile biz müşteriler arasında imzalanan o meşhur sözleşmelere değinelim. Yaklaşık yedi sayfalık, adeta karınca duası gibi okunması neredeyse imkansız metinler…

O kadar çok madde, o kadar karmaşık ifadelerle dolu ki, insan daha ilk satırda pes ediyor.

Zaten sayfa sayısının çokluğu da cabası; müşteri adayı daha başlamadan bir bıkkınlık hissediyor. Hal böyle olunca, o imzalanan yedi sayfada neler yazdığını, hangi “evet”lere veya “hayır”lara imza attığımızı çoğumuz mecburen göz ardı ediyoruz. Güvenmek zorunda kalıyoruz, ama neye güvendiğimizi de tam olarak bilmiyoruz aslında.

Gelelim o cazip görünen tarife taahhütnamelerine…

Yeni bir hat alırken ya da mevcut tarifemizi güncellerken önümüze sunulan, ilk bakışta avantajlı gibi duran o uzun vadeli sözleşmeler…

Müşteri, aldığı GSM hattı için her ay düzenli ödemesini yaptığı sürece, nedense hatlarda veya internette problemler yaşadığında karşısında çoğu zaman muhatap dahi bulamazken, bir aylık faturasını birkaç gün geciktirdiğinde ise anında faiz ve gecikme cezası uygulaması ne büyük bir tezat değil mi?

Oysaki, düşünün bir kere, sistemsel bir arıza veya bir baz istasyonu problemi yüzünden biz kullanıcılar telefon görüşmesi yapamadığımızda veya internete erişim sağlayamadığımızda, o operatör şirketleri bizden eksik fatura tutarı almamazlık yapmıyorlar. Hatta bırakın eksik almayı, bu hatalarından dolayı en azından bir özür mesajı dahi yollamıyorlar. Muhatap bulmak deseniz, o da ayrı bir dert. Ama ne hikmetse, faturanızı üç veya beş gün geciktirince, bizim ulaşamadığımız o “dev” operatörler, bir gün içinde sizi on defa aramayı biliyorlar! İlginç bir hassasiyet, değil mi?

“Türkiye’de 12 Ay Şubat Ayı Gibi İşlem Görüyor. Bu Resmen Fırsatçılık!”

TÜRKKAN’ın da haklı olarak dikkat çektiği o can alıcı noktaya geri dönelim: Fatura fiyatlarının taahhüt kısmı… Diyelim ki, aylık 1.000 dakika konuşma, 30 GB internet ve 500 SMS taahhüdü karşılığında 350 TL olarak anlaştınız. Sözleşme gereği, her ayın çektiği gün sayısına bağlı olması gerekirken (Ocak 31, Mart 31, Nisan 30 vb.), bir de bakıyorsunuz ki faturalandırma 28 gün üzerinden yapılmaya başlanmış!

Bir dakika sayın okurlar, dünya takvimlerinde Ocak ayından Aralık ayına kadar ŞUBAT ayı hariç her ay 30 veya 31 gün olarak kabul edilirken, bizim güzel ülkemizde nasıl bir takvim sistemi işlemeye başladı? Bu durum, TÜRKKAN’ın da vurguladığı gibi, resmen bir fırsatçılık değil de nedir?

Hadi diyelim ki bu durumu bir şekilde “kabul ettik” (ki asla kabul edilecek bir şey değil!). Fatura tutarı, sonuçta taahhüdün esasını oluşturmuyor mu? Ama ne yazık ki, sözleşmenin daha üçüncü ayı gelmişken, sizin o ilk başta anlaştığınız rakam olan 350 TL, size sormadan, danışmadan, hatta haber dahi verilmeden 399 TL’ye çıkartılmış oluyor! Şaşkınlığınız geçmeden, ikinci üç-dört ayda bir bakıyorsunuz ki bu rakam 399 TL’den 438 TL’ye fırlayıvermiş!

Alooo! Orada Kimse Var Mı? Müşteri Temsilcisine Bağlanamayanlar Kulübü…

“Bir dakika ne oluyor?” demek için operatörünüzü aramaya başlıyorsunuz. Aman Allah’ım, en az 20 dakika hatta beklemek! Ve sonunda bir ses… O da yazılım ile seslendirilmiş, kanlı canlı bir operatör temsilcisi değil yani! Sizin duygularınızı, hissettiklerinizi anlayacak, derdinize gerçek anlamda kulak verecek bir insan yok karşınızda. Sürekli “Sizi şuraya yönlendiriyorum, olmadı buraya da yönlendiriyorum” diye diye, bir türlü canlı kanlı bir muhatap bulamıyorsunuz. İnanın sevgili okurlarım, derdinizi Marko Paşa’ya daha çabuk iletirsiniz!

Boykot mu, İmza Kampanyası mı? Artık Bir Şeyler Yapmak ŞART!

Velhasıl, faturalarımıza yansıyan ve giderek artan bu gizli zamların bir an evvel engellenmesi için topyekün bir duruş sergilemek gerekiyor. Anlayacağınız sevgili okurlarım, ya hep birlikte bir boykot uygulamalıyız, ya da geniş katılımlı bir imza kampanyası başlatmalıyız. Aksi takdirde, bu “gizli oyun” daha nice faturalarımızı kabartmaya devam edecek gibi görünüyor. Unutmayalım ki, sessiz kalmak, bu haksızlığa ortak olmak demektir. Şimdi harekete geçme zamanı!

 

Fatmir TÜRKKAN

Gazeteci – İç mimar

 

GSM VE İNTERNET FATURALARINDA ‘GİZLİ’ OYUN BÜYÜYOR!
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir